DEMİRCİDE SELÇUKLU DEVRİNDEN KALMA BİR CAMİ: HACI HASAN CAMİ
FATMA OĞUL
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Lisans 2. Sınıf Öğrencisi

GİRİŞ
Demirci’nin en eski camisi olan Hacı Hasan Cami tarihi mimarisi ile iki asırdır ayakta durmaya devam ediyor[1]. Bu cami, bulunduğu mahalleye adını vermiştir[2]. 1531 tarihli defterde Hacı Hasan olarak kayıtlı mahallenin diğer adının kadı olduğu belirtilmektedir. Bu mahallede Kadı’nın bulunmasından hareketle Demirci nefsinin merkez mahallesi olduğu düşünülebilir[3].  Birçok eserde Hacı Hasan Camii’nin Horasan Türklerinden Hacı Hasan tarafından yaptırıldığı rivayet edilse de, Selçukluya özgü taş mimarisi ile yapılan camii kitaplarda “Elhac Hasan Cami” olarak geçiyor[4]. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu camiden çarşı içinde El Hac Hasan Camii diye bahseder[5].

Hacı Hasan Cami
Şehrin çarşı mıntıkasında olup kendi adını verdiği mahalle hudutları içinde Simav Caddesi üzerindedir. Caminin yapılışı hakkında kesin bir tarih bulunamamıştır. Hacı Hasan külliyesine ait bez üzerine dikişle işlemeli, deri üzerine kâğıt yapışık, bakır levha üzerine kazınmak suretiyle yazılmış ve bir defter haline getirilmiş olan hüccet ve vakfiyenin ortadan kaybolması sebebiyledir. Bu hüccet 1948 senelerinde memleketin değerli ve meşhur hocalarından Kahraman Hoca ve Serdaroğlu Mustafa Efendi tarafından kahvede okunmuş ve o zaman kahvede bulunanlar bunu dinlemiş ve görmüşlerdir. Mezkûr hücceti kimlerin kaybettiği ve nerede olduğu bilinmemekle beraber memleket tarihine ışık tutacak bu kıymetli vesikayı halen aramaktayız. Bu hüccette; caminin inşa tarihi, maliyet hesapları, tamir ustalarının isim ve yevmiyeleri, tayin edilen imam ve müezzinlerinin isimler ve ücretleri, vakfiyelerinin ve gelirlerinin cami ve müstahdemlerine taksim şekilleri (caminin, eski Balık pazarı, şimdiki Birlik caddesi ile minare sırası tamamen vakıf dükkânlarla kaplı olup; şimdiki Simav caddesi üzerinde havuz, şadırvan, Mehmet Kuru ve Fahri Karaman halı mağazaları ile Halk Bankasının olduğu yerlerde medrese odaları, bahçeli kahve bulunmaktaydı.) Minare dibindeki Selvi ağaçları arasında muntazam bir kabirde caminin banisi Hacı Hasan Efendi yatmaktaydı. Cami yapısı ve minaredeki mimari tarzı ile bilhassa şerefe altındaki geçme motifleriyle tipik Selçuklu eseri olduğunun delilidir. Ve ayrıca şehrin en eski kubbeli camisidir. 1970 depreminde caminin minaresi büyük hasar görmüştür[6].
Alman Mühendis tarafından caminin yılık(eğri) olduğunu düşünerek fotoğrafçı Ali Özkahraman’dan bunu belgelendirmesini istemiş. Fotoğraflarla tespit ederek makale yazmıştır. Bu makale Türkçeye çevrilerek Diyanet İşleri Vakıf Müdürlüğüne gönderilmiş. Yıkılma tehlikesi olan minare restore edilmek üzere sökülmüştür. Restorasyon çalışmaları ihale ile devam edilecekmiş[7].
          




[1] https://goo.gl/fShwrw/ Erişim Tarihi:14.12.2017
[2] Ertan Gökmen, Tanzimat’tan II. Meşrutiyet’e Demirci Kazası, İzmir: Kuvvet Matbaacılık,2007,s.130
[3] Kadir Adamaz, “16. Yüzyılda Demirci Kazası”,Sayı:3, 2013,s.154
[4] https://goo.gl/fShwrw/ Erişim Tarihi:14.12.2017
[5] A. Sedat Boyacıoğulları- Hasan Alakese, Her Yönü ve Her şeyi İle Demirci, İstanbul: Eko Matbaası, 1972, s.310
[6] A. Sedat Boyacıoğulları- Hasan Alakese, Her Yönü ve Her şeyi İle Demirci, İstanbul: Eko Matbaası, 1972, s.308-309-310
[7] Ali Özkahraman ile 08.12.2017 tarihli görüşme
Hacı Hasan Medresesi
Müşahitlere göre, Hacı Hasan camisinin karşısındaydı. Yangınlar neticesinde yok olmuştur. Boyacıoğulları-Alakese’nin eserinde medrese ile ilgili şu bilgiler verilmektedir:
“Hayırsever halk tarafından yaptırılmıştır. Caminin havuzunun üst kısmında tahminen halen Fahri Kahraman’ın mağazası ve Halk Bankasının bulunduğu civardaydı. Müderrisi Marmaracık köyünden Himmet Hocaydı. Kendisi büyük alimlerden olup asabi mizaçlı bir zattı. Aynı zamanda Rüşdiye Mektebinde de derse gitmekteydi. Vefatıyla yerine oğlu Mehmet Nurullah Efendi geçmiş olup aynı şekilde o da rüştiyeye derse giderdi. Bu zat Arapça ve Farsçada ‘yed-i tûla’ sahibiydi. Vaaz ve derslerini halk saatlerce dinlemekten usanmaz halkı cezbeden kuvvetli bir natıka sahibi zattı[1].

SONUÇ
Selçuklu devrinden kalma bir cami olan Hacı Hasan Cami Demircinin en eski camisidir. Caminin minaresi eğik olması sebebiyle yıkılmıştır. Yıkılma sırasında görevli kişiler tarafından ihmale uğramıştır ve minareye ait herhangi bir kalıntı kalmamıştır. Tarihimizden kalma değerli bir mirasın korunmaması tarihimize değer verilmediğinin apaçık göstergesidir. Thomas s. Eliot ’un dediği gibi “Tarih şuuru sadece “geçmişin” “geçmişliğini” bilmek değil, onun “halde de” var olduğunu anlamak demektir.”

KAYNAKÇA
ADAMAZ, Kadir,”16. Yüzyılda Demirci Kazası”, Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt:11, Sayı:3, 2013, ss.149-168
BOYACIOĞULLARI, A. Sedat-ALAKESE, Hasan, Her Yönü ve Her Şeyi ile Demirci, İstanbul: Eko Matbaası, 1972.
GÖKMEN, Ertan, Tanzimat’tan II. Meşrutiyet’e Demirci Kazası, İzmir: Kuvvet Matbaacılık,2007.
OĞUZ, İsmail, “Yeni ve Yakın Çağlarda Demirci’deki Cami, Mescit ve Medreseler”, 1. Demirci Araştırmaları Bilgi Şöleni(5-6 Kasım 2010) Editörler: İsmail Taşlı, Abdurrahman Gümrah, İstanbul: Lisans Yayıncılık,2011,ss.99-128.
https://goo.gl/fShwrw/ Erişim Tarihi:14.12.2017.
ÖZKAHRAMAN, Ali, Bilinmiyor, Özkahraman Fotoğrafçılık, 2017.









[1] İsmail Oğuz, “Yeni ve Yakın Çağlarda Demirci’deki Cami, Mescit ve Medreseler”, 1. Demirci Araştırmaları Bilgi Şöleni(5-6 Kasım 2010) Editörler: İsmail Taşlı, Abdurrahman Gümrah, İstanbul: Lisans Yayıncılık,2011,s.108
 EKLER






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar